Avrupa ve Türkiye’de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yoluyla Özel Sektör Sivil Toplum İş Birliği Raporu

Avrupa ve Türkiye’de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yoluyla Özel Sektör Sivil Toplum İş Birliği Raporu

‘’Türkiye-AB Karşılaştırmalı KSS Raporu’’ için Türkiye ve Avrupa’da pek çok sivil toplum kuruluşu, özel sektör ve kamu kuruluşu temsilcileri görüşülmüş, kurumların sürdürülebilirlik faaliyetleri ve Avrupa’daki ve Türkiye’deki sektörler arası ortaklık projeleri hakkında bilgi edinilmiştir. Rapor, resmi makamlar, özel sektör ve toplum tarafından KSS’nin anlaşılması amacıyla KSS’nin Avrupa ve Türkiye’deki durumu ve KSS aracılığıyla sektörler arası ortaklıkların geliştirilmesine yönelik politikalar, stratejiler ve destek tedbirleri hakkında bilgiler vermektedir. 



Avrupa ile karşılaştırıldığında KSS kavramı Türkiye’de nispeten oturmuş bir kavram değildir ve iş dünyasındaki anlamı net değildir. Şu an için hayırseverlik olarak algılanan KSS uygulamaları, STK’larla tamamlanan sponsorluk faaliyetleri ve ağ geliştirme girişimleri olarak kabul edilebilmektedir.

Türkiye’de özel sektör aktörleri ortak sosyal sorumluluk üstlenmekte, ancak KSS stratejisini, politikalar ve çok paydaşlı bir yaklaşımla tam anlamıyla benimseme konusunda aynı performansı göstermemektedirler.

STK’lar faaliyetleri konusunda çoğunlukla diğer STK’larla ve KSS’nin geleceği için umut vaat eden toplumsal kalkınmayı başarmakla ilgili olarak özel sektörle birlikte çalışmak için yakınlık göstermektedir.

Yapılan mülakatlarda, sivil toplum aktörlerinin sadece %71’i ana paydaşları olarak özel sektörü seçerken, şirketlerin yaklaşık %100’ü KSS faaliyetleri yürütmek için STK’larla birlikte çalıştıklarını söylemiştir.

Sivil toplum ve özel sektörün çoğunlukla üzerinde anlaştıkları KSS kavramı “toplumdaki ihtiyaçları telafi edecek paydaşlar” ve “kâr üzerinden etik iş uygulamaları” anlamına gelmektedir.

KSS ile ilgili kararların, özel sektörde önce ilgili birimde daha sonra yönetim kurulunda görüşüldüğü; sivil toplumda ise çoğunlukla yönetim kurullarında görüşüldüğü görülmüştür.

Özel sektörün KSS uygulamaları ile sağlayacağı şirket imajı ve toplumsal kalkınmaya katkı verecek olması KSS’ye katılımı teşvik eden faktörler olarak görülmüştür.


Avrupalı şirketlerin KSS’ye yaklaşımı kurumsal hayırseverlik değildir. Görüşme yapılan şirketlerin %58’i KSS’ye bakış açılarını ‘’ortak değer – yani ekonomik değeri, toplum için de değer yaratan yollarla yaratmak’’ yaklaşımı olarak belirtmişlerdir. Ancak yine de hayırseverlik KSS politikalarında hala küçük ama değerli bir rol oynamaktadır.

Görüşülen sivil toplum ve özel sektör aktörlerine göre KSS, kârın ötesinde etik iş, toplumdaki paydaşların ihtiyaçlarını karşılama ve çevresel zararlardan kaçınma ile ilgilidir. Öte yandan, bağışlar, sponsorluklar ve yardıma muhtaç insanlara yardım etmek günümüzde Avrupa paydaşları için KSS’nin odağında yer almamaktadır.

Görüşme yapılan şirketlerin tamamı sürdürülebilirlik yönetim ekibinin doğrudan yürütme komitesine veya yönetim kuruluna rapor verdiğini belirtmiştir.

AB yasa ve politikaları, ulusal mevzuatlar, yatırımcıların artan talepleri KSS stratejilerinin, GRI, IIRC, SASB, vb. gibi uluslararası raporlama kılavuzlarına göre uygulanması için “paydaş katkısı şartı” gibi önlemler şirketleri KSS uygulamalarına teşvik etmektedir.

Şirketlerin karşılaştığı en büyük zorlukların kaynak yetersizliği (İK ve finansal), şirket içi satın alma zorluğu (KSS için iş faaliyeti oluşturma), çalışanlar arasında farkındalığı artırma ve paydaş beklentilerini yönetme olduğu görülmüştür. 


RAPOR TAM METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ!